Show: Best Case Scenario

model of

Shading Monument for the Artist

at

En iyi İhtimalle | Best Case Scenario
1–15/9/2009
Opening | Açılış 1/9/2009, 19.00
Sanatçılar | Artists: Cevdet Erek, Köken Ergun, Deniz Gül, Gözde İlkin, Yasemin Özcan Kaya, Nalan Yırtmaç
Konuşma | Talk: 5/9/2009, 17.00
Katılımcılar | Participants: Öykü Özsoy, Serra Özhan, Adnan Yıldız (via
skype | skype üzerinden), sergi sanatçıları | artists from the show
Manzara Perspectives Tatar Beyi
Kuledebi Mah. Tatar Beyi Sok. No.27 Beyoğlu

Show: The columns held us up

(şimdilik sadece İngilizce)

The columns held us up

July 8 – August 1, 2009        

Hüseyin Bahri Alptekin, Can Altay, Burt Barr, Daniel Bozhkov, Celine Condorelli, Jeremiah Day, Cevdet Erek, Corey McCorkle, Christodoulos Panayiotou, Wael Shawky, and the invited (cordially uninvited) curated by Krist Gruijthuijsen with Ben Kinmont, Lisa Oppenheim, Adam Pendleton, Julika Rudelius, Alexandre Singh and Jordan Wolfson

Reception: Tuesday, July 7,2009, 7-9pm (Performance by Jeremiah Day at 7:30pm)

Artists Space
38 Greene Street Fl 3
New York, NY 100131
+1.212.226.3970
Tuesday > Saturday, 12:00 – 18:00

(more here, at Artists Space website)

Kritik

(only Turkish version)

Ses-İmge-Zaman Arasındaki Koridorlarda / Cevdet Erek’in Çalışmaları Üzerine

Yazan: NECMİ SÖNMEZ

Sanat Dünyamız, Üç aylık kültür ve sanat dergisi, Sayı: 111, Yaz 2009, ISSN 1300-2740

Hem Türkiye’de hem de yurtdışında 2001’den itibaren gerçekleştirdiği çalışmalarla dikkati çeken Cevdet Erek hiç kuşkusuz genç kuşak sanatçılar arasında ayrıcalıklı bir yere sahip. Erek, farklı deneylere girip „izi kolay sürülmeyen“ konular, olgular üzerine yoğunlaşarak, değişik disiplinlerin (video, ses, performance, yerleştirme, mimari, desen) birleştiği noktalarda „şiirsel, soyutlayıcı“ işler üretiyor. Sanatçının bir anlamda 2000’li yıllardan beri sürdürdüğü araştırmalarının toplu sunumu olarak değerlendirilebilecek bir multi-media yerleştirmesi (installation), Galerie Akıncı’nın standında 44. Art Cologne Sanat Fuarı’nda yer alan Open Space alanında Nisan ayında gösterildi.

Cevdet Erek AFROS

Erek’in „A Few Retrospectives in Open Space“ başlığı altında sunulan yerleştirmesi, kalın bir duvarın ön, arka, yan yüzüne yerleştirilmiş, desen, obje, kitap gibi nesnelerin yanı sıra video, ses teknikleriyle de güçlendirilmiş olan bütünlükten oluşuyordu. Duvarın ön ve arka tarafında yerin yeşile boyanmış olması da sanat fuarının „curcunalı“ ortamı içinde bile sanatçının işini sunarken göstermiş olduğu titizliğin belirtisiydi. Bu noktada belirtilmesi gereken olgu, Erek’in bu titiz tavrıyla pek uyuşmayan bir sergi geçmişinin olduğudur. Çağdaş Türk Sanatı’nı gösterme adına son on yıl içinde kotarılan tüm vasat, sorunlu sergilerde (ZKM, Karlsruhe, IfA Stuttgart, Berlin son olarak Palais des Beaux Arts de Lille) işlerini gösteren Erek, belki de üzerinde detaylı olarak durulması gereken bir kesişme noktasında duruyor. Genç sanatçı tanımlası otuz beş yaşın sonunda biter, farklı bir süreç başlar; Kavramsallaşma, tavırların keskinleşme, sergi katılımlarının profesyonelleşme zorunluluğu. Türkiye’de birçok genç sanatçının bu süreci ne yazık ki, kendisini yeterince hazırlayamadığı için aşamadığını görüyoruz. Bu elbette sadece genç sanatçıların değil, kelimenin tam anlamıyla aşiret sistemiyle çalışan güncel sanat ortamının sorunlarından biridir. Cevdet Erek’in kesişme noktasındaki konumunu ilginç kılan, onun mimarlık eğitimi almasının yanı sıra, izi kolay sürülemeyen izleklerle ilerleyen süprizli bir yapısının olması. Erek tuhaf şekilde birbirine eklemlenen, birbiriyle ilişki içinde olan diziler üreterek bunları kronolojik olmayan biçimde yan yana getirmekten hoşlanıyor. Dolayısıyla onun çalışmalarını bir çırpıda tanımlama, yorumlama, belli kategorilere indirgemek mümkün gözükmüyor. Sanatçının Art Cologne’daki yerleştirmesi, bu özelliğin altını çizmekle kalmayıp, izleyiciye fazla ipucu vermeyen bir yoğunluğa sahipti.

Bu yerleştirme birbiriyle ilişki içindeki yedi parçadan oluşuyordu. Bunlardan ilki „Father’s Time“ isimli desendi.. Erek babasına bir kağıdın üzerine onun hayatındaki önemli tarihleri yazmasını istemişti. Babasının hazırladığı desen/diyagramdan yola çıkarak, burada belirtilen zaman aralıklarını elleriyle bir tahtanın üzerine vurarak „ritimleştiren“ sanatçı böylece „Studio“ isimini verdiği video çalışmasını oluşturmuştu.. Köln’de desen, video çalışmasının yanınında yer alan küçük bir cetvel ise „Ruler 1“ olarak yerleştirmede yerini almıştı. Erek’in Mısır’da burslu olarak kaldığı bir sürede doğduğu tarihten (1974) 2007’ye kadar geçen zamanı Arapça olarak yazarak oluşturduğu bu cetvelde, her yıl bir santimetre olarak yorumlanmıştı. Dördüncü çalışma ise „Dark Light Dark“ olarak isimlendirilmiş bir LED paneliydi. Sanatçının her santimetreyi bir yıl olarak yorumlamasıyla oluşturduğu deseni kırmızı renkli ince uzun bir LED ekranıyla görselleştirdiği bu çalışma, sürekli olarak akışkan haliyle belki de Erek’in „zaman“ temasına olan yoğunlaşmasını vurguluyordu. Siyaha boyanmış duvarın ön yüzünde yer alan bu dört çalışma soyutlayan bir yaklaşımla, hayatın nasıl dönüştürülebileceği hakkında imgesel değerleri ön plana çıkarmaktaydı. Duvarın dar kısmında yer alan başka bir cetvel „Rular 0 – Now’ sanatçının geliştirmiş olduğu ikinci cetvel modeliydi. Daha önce gerçekleştirdiği arapça yazılı şeffaf okul cetveliyle aynı karaktere sahip olmasına rağmen farklı bir yapıya sahip olan bu cetvel, Erek’in belli sistemlere bağlı bir yaklaşım açısı içinde olduğunu duyumsatıyordu.

Sunumun arka duvarında yer alan çalışmaların çıkış noktası Cevdet Erek’in „SSS” (Shore Scene Soundtrack) isimli sanatçı kitabıydı. BAS (Banu Cennetoğlu) tarafından yayınlamış olan bu nitelikli sanatçı kitabının özgün hali de küçük bir rafın üzerinde sergileniyordu. Erek’in „SSS” (Shore Scene Soundtrack) yerleştirmesi sanatçının bir video çalışmasıyla onun parçası olan siyah renkli bir yer halısından ve ses vericilerinden oluşmaktadır. Videoda yarı karanlık bir mekanda bir figürün iki elini siyah bir halı üzerinde gezdirerek oluşturduğu imgeler gözlemlenirken, ses vericilerinden yükselen müzik, figürün oluşturduğu sesi izleyiciye taşımaktaydi. Sanatçının bir tür performance olarak geliştirdiği bu çalışma, onun en ilginç işlerinden birisi. İzleyici sanatçı kitabını eline aldıktan sonra izlediği video, duyduğu sesler ve bu seslerin çıkarılmış olduğu siyah halı, çözümlenmesi kolay olmayan bir bütünselliği son derece başarılı olarak ortaya koyuyordu. Arka duvarın sağ köşesinde sergilenen A5 boyutlu desenlerin çizgisel karakteriyle birlikte düşünüldüğünde, Cevdet Erek’in farklı parçalardan oluşan, tüm duyum organlarına açık bir “farklı sistemlerle” görsel, işitsel imgeler oluşturduğu duyumsanıyordu.

Cevdet Erek’in bu imgeleri kavramsallaştırıp kavramsallaştıramıyacağı, kendi çalışmalarını kişiliksiz grup sergilerinden koruyup koruyamayacağı, daha önemlisi ilk kişisel sergisini nasıl kuracağı üzerinde durulması gereken sorular/olgular olarak genç sanatçının bundan sonraki çalışmalarını merak etmemizi sağlıyor.

Side by Side at 300m3 ART SPACE, Göteborg

Side by Side

‘Side by Side’

2009.05.08 – 2009.05.31

300m3, Göteborg, Sweden

Opening Friday May 8th, 18-22

Artist talk and performance 19:00

PRESS RELEASE:

As an artist, architect and musician, Cevdet Erek composes and (re)composes his works as ingredients of grand ideas which are materialized through continuous output processes of intermediary products, in forms of performance, moving image, sounds and installations. He proposes the essence of original site-specific situations and subjects, resulting in innately human reflections on time and space.

Erek’s work and performances have been included in group exhibitions at Istanbul Bienali, Stedelijk Museum CS, ZKM, Platform Garanti, V2_, Martin Gropius Bau, MOMAS, Art Museum of Estonia, Living art Museum Rejkavik and others. His first solo exhibition took place at Galerie Akinci in Amsterdam in 2008. Erek was on residency at the Rijksakademie in Amsterdam from 2005 – 2006 and his installation ‘Studio’ was awarded the Uriot Prize 2005. Besides personal work, he collaborates with architects, directors, choreographers and Istanbul’s avantgarde rock act Nekropsi.

SSS, Shore Scene Soundtrack (2006- )

SSS is about mimicking the sea, or imitating a very common piece of nature, by using 2 hands and a piece of carpet. Installation includes the video of a recording session of SSS, a carpet to be used for the performance and drawings which were done for artist’s book ‘SSS – Theme and Variations for Carpet’. In the video, the carpet from artist’s living room, placed on a Steinway Grand Concert piano, is being rubbed by a half naked man, with a series of massage-like hand movements. A translation of nature takes via a process of recording, interpreting and playing back, through the ‘technology’ of humanity which captures the essence of the movement and sound of the sea as it laps the shore. The dramatic image is irregularly interrupted by some short scenes e.g. zooming in to the hands or showing the sound engineers located behind the glass of the recording room. Drawings from the book function as notations or guides for both hands’ movements on the carpet.

SSS (Shore Scene Soundtrack) ‘Themes and Variations for Carpet’ (2007)

‘SSS can be seen as an attempt to share a discovery. It explains in detail to the reader how one can mimic the sea, how this can be done simply for oneself or formally as a performance. In each case the emphasis is on delighting in this experience. The required state of mind for making the imitation is treated with the same precision as technique and necessary equipment. Humorously but without irony, Erek constructs a subjective guide by passing from a contemplation on the imitation of nature, through a step-by-step manual to a form of sheet music.’*

*from press release of the artist book SSS, by BAS Istanbul

Avluda / In the courtyard (2002)

In 2002, Erek was asked to propose a piece for Istanbul Pedestrian Exhibitions I: Nisantasi – in the context of “Personal Geographies, Global Maps”. For the exhibition, Erek selected and processed an archive of video footage and sound recordings which he made in two unused courtyards of ITU Macka building, in where he spent days and nights working as a researcher and recording engineer of ITU MIAM – Center For Advanced Studies in Music. The 3 synchronized videos and 6 channel sound consist of 6 sequences and Erek, with the support from video editor M. Bilginer, adapted several visual and temporal collage techniques in order to realize a panoptic experience. The installation was realized in a former chemistry laboratory, which was locked and forgotten for more than 15 years. Standing as Erek’s first public viewed experiment for capturing and reformulating a particular space and situation, Avluda creates an intense experience – playing with continuity and pause in time and space.

IN THE COURTYARD

The Macka Arsenal, which was commissioned to the architect Sarkis Balyan in 1873 by the sultan Abdulaziz, is now located within the Istanbul Technical University Macka Campus and is used for educational purposes. The double courtyard was formed as a result of additional mid-20th Century constructions within the sizable building and possesses a completely different character than the exterior of the building (except the symmetric design of the facades). The courtyard possesses no other function than to provide air and light for the surrounding classrooms and hallways. The school’s residents, i.e. the students and employees, (strangers have no reason to enter this semi public area) simply look out at this courtyard although entry into it is not forbidden. One cannot see the street from the courtyard(s), and the surrounding walls filter out all outside noises except faint echoes of the call to prayer, powerful car horns and ship sirens, and the sound of football crowds at the Inonu and Ali Sami Yen stadiums. The courtyard stands silent and empty.’*

*Erek’s description of the building from the catalog Istanbul Pedestrian Exhibitions I: Nisantasi (2002)

Avluda 2 – Ceasless (2009)

After years, while working in a room with a view at one of the courtyards subjected in Avluda (2002), Erek hears some shouts, and sees a demonstration by a group of students, protesting the badly wounding of a student by a nationalist group of students. Students tour the corridors surrounding the courtyard while shouting the typical socialist slogan ‘side by side, against fascism!’. Contrasting the heavy structure and a very inhabited building in Avluda (2002), the very simply edited Avluda 2 – Ceaseless becomes a typical representative of Erek’s never ending work idea.

Show: A Few Retrospectives in Open Space

invite for AFR at Open Space

invite for AFR at Open Space

‘A Few Retrospectives in Open Space’  will be presented by Akinci Gallery

at

OPEN SPACE 2009

LOCATION ART COLOGNE, hall 11.3

DATE 22–26 April 2009

VERNISSAGE joint with ART COLOGNE preview, Tuesday 21 April 2009, 5–9 pm

PARTICIPANTS International galleries with a current program of advanced contemporary art present a singular artistic position and/or outstanding work of art. Participants will be expressly invited and selected by the curatorial committee for OPEN SPACE. All participants and presentations will be combined to an unique environment of contemporary art.’

more info: open space website

Screening: ‘(Very) Small Distortions in the Order’ at Istanbul Film Festival

Cevdet Erek - Avluda

Video frame from 3 synchronized videos; Cevdet Erek, 'Avluda / In the Courtyard' (2002) 3 channel video, 6 channel sound

English version below in italic

DÜZENDE (ÇOK) KÜÇÜK BOZUKLUKLAR

Uluslararası İstanbul Film Festivali, son dönem Türkiyeli sanatçıların eserlerinden oluşan bir programla ilk olarak bu yıl video sanatına açılıyor.

Sinema gerek endüstrinin dayattığı üretim yöntemlerinden, gerek sinema dilinin görece katı kodlarından, gerekse algı mekanizmalarının sürekli kontrol altında olmasından dolayı (çok) düzenli bir sistem oluşturuyor. Video güncel sanatın yarattığı serbest bölgelerden yararlanarak bu düzene bir “bozukluk”, estetik ve politik bir alternatif getiriyor.

Bu bölümde izleyicinin keşfedeceği eserler beyaz ekranın sınırlarını zorluyor. Görüntü titriyor, kaymalar başlıyor, zaman kâh daralıyor kâh genleşiyor, ekran bölünüyor, mekân belirsizleşiyor, netlik kayboluyor, vücutlar arka planda eriyor, tabular görünür oluyor, İstanbul yanıyor, sinemada deprem oluyor… Sinema düzeninde (çok) küçük bozukluklar, seyirciyi yeni keşiflere, yeni deneyimlere çağırıyor.

diğer sanatçılar ve program detayları için burayı tıklayınız: tık

(VERY) SMALL DISTORTIONS IN THE ORDER

Akbank Sanat 15 We. 17.00
Akbank Sanat 18 Sa. 19.00

The International İstanbul Film Festival this year opens itself to video art for the first time with a program consisting of works of artists from Turkey. Cinema structures a (very) ordered system due to the production methods its industry imposes on itself and due to its perpetually controlled perceptive mechanisms. Taking advantage of the free zones that contemporary art creates, video brings a “distortion”, an aesthetic and political alternative to this order.

The works that the viewer is to discover in this section push the boundaries of the white screen. The image shakes, shifts, narrows and widens from time to time, the screen is split, the space is ambiguous, the focus is lost, bodies dissolve in the background, taboos are visible, İstanbul catches fire, an earthquake shakes the movie theater (very) small distortions in the cinema order call the audience to new discoveries and new experiences.

click here full list of participating artists and other program details: click