Bergama Stereotip – ARTER

27.02.2020–09.08.2020
Bergama Stereotip, ARTER, Istanbul

 

Lütfen Türkçe için aşağı gidiniz

 


Cevdet Erek’s solo exhibition Bergama Stereotip consists of a sounding architecture conceived for the gallery space at Arter. Curated by Selen Ansen, the exhibition reinterprets the architecture and odyssey of the historical Grand Altar of Pergamon which it takes as a source of reference. Curated by Selen Ansen, Bergama Stereotip will be on view at Arter from 27 February 2020.

A continuation and a variation of the work Bergama Stereo, which was first presented in Germany at Turbinenhalle as part of the Ruhrtriennale in Bochum and then in the historical hall of Hamburger Bahnhof Museum in Berlin in 2019, this installation reinterprets the historical Grand Altar of Pergamon which it takes as its source of reference.

The Grand Altar of Pergamon, a Hellenistic edifice also known as the Zeus Altar, was an open-air monument which is considered to be built in the second century BC following the victory of the Pergamon Empire over the Galatians as a place where sacrificial ceremonies were held. Unearthed during 19th century’s archeological excavations conducted at the ancient city of Pergamon which was located in the town center of Bergama in İzmir, the altar was encircled by the Grand Frieze that depicts the battle between the underground Giants and the celestial Olympian gods. At the turn of the 20th century, the remains of the Grand Frieze were transported from their original site to Berlin, capital city of the newly born German Empire in order to be exhibited at the Pergamonmuseum – a museum specially constructed for the altar. The historical journey of the remains has given birth to an ongoing debate.

Featuring a portion of Bergama Stereo’s structure, Bergama Stereotip stands as a vestige in the first place: a reminder of the Grand Altar and a remainder of Bergama Stereo, the work’s prior version. Cevdet Erek’s work offers an abstraction of the historical frieze made of white marble and transforms it into a wooden structure comprised of loudspeakers and loudspeaker casings. Bergama Stereotip interprets the Grand Frieze featuring the battle between the Giants and the Gods in the form of a loudspeaker frieze that projects a sound composition into the gallery space. Rather than the word “stereo” which highlights auditory symmetry, Bergama Stereotip takes the concept “stereotype” which indicates the idea of repetition and impression as its focal point. Echoing the title of the work’s previous version while at the same time differing from it, the title of the work presented in Istanbul, Bergama Stereotip, introduces the different layers of interpretation that the work embodies. By coupling the word “Bergama”, indicating provenance, with the word “stereotip”, Turkish for the Greek word “stereotype”, the work’s title itself reflects the untranslatable part of every experience.

As in Bergama Stereo, sound, architecture and historicity play a central role in Bergama Stereotip. The audio/auditive components of Erek’s work assume the function that visual elements played in the historical altar. The journey of the sound mirrors the historical odyssey of the altar. In a manner similar to the echo – an acoustic phenomenon which returns one’s voice back with difference and delay, and makes a voice audible at a distance from its source – the travelling sound of Bergama Stereotip lets that which is remote in terms of time and space be heard. The sounds which can be heard in different combinations according to the positions taken by the audience remind us that every act of repetition implies an alteration, and that this is the very possibility for change and novelty. Bergama Stereotip presents itself as a site from where the present looks at the past and reconsiders it anew – as a place to be listened to, looked at, stepped on and even danced along with its rhythms.

*Taken from the press release for Bergama Stereotip in ARTER.


 

Cevdet Erek’in Bergama Stereotip başlıklı kişisel sergisi, sanatçının Arter’deki galeri mekânına özel olarak tasarladığı sesli bir mimari yerleştirmeden oluşuyor. Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği sergi, hareket noktası olarak aldığı Büyük Bergama Sunağı’nın mimarisini ve serüvenini yeniden yorumluyor. Bergama Stereotip, 27 Şubat’tan itibaren Arter’de ziyarete açık olacak.

Sanatçının Almanya’nın Bochum şehrindeki Turbinenhalle’de Ruhrtriennale kapsamında ilk kez 2019 yılında sergilediği, ardından Berlin’deki Hamburger Bahnhof Müzesi’nin tarihi binasında gösterilen Bergama Stereo başlıklı yapıtının devamı ve bir varyasyonu niteliğindeki bu yerleştirme, hareket noktası olarak aldığı Büyük Bergama Sunağı’nı yeniden yorumluyor.

Zeus Sunağı olarak da bilinen Helenistik dönem yapısı Büyük Bergama Sunağı, Pergamon Krallığı’nın Galatlara karşı kazandığı savaşın ardından MÖ 2. yüzyılda inşa edildiği ve içinde kurban törenlerinin gerçekleştirildiği düşünülen bir açık hava anıtıdır. İzmir’in Bergama ilçesinin merkezindeki antik kent Pergamon’da 19. yüzyılda yürütülen arkeolojik kazılarla bulunan anıtı çevreleyen Büyük Friz üzerinde, yeraltı devleri Gigantlar ile gökyüzündeki Olimpos tanrıları arasındaki savaşın tasvirleri yer alır. 20. yüzyılın başında Büyük Sunak’ın kalıntıları Osmanlı İmparatorluğu’ndan, yeni kurulan Alman İmparatorluğu’nun başkenti Berlin’e taşınarak, sunak için özel olarak inşa edilmiş bir müze olan Pergamonmuseum’da sergilenmeye başlandı. Kalıntıların bu tarihsel yolculuğu süregiden tartışmaların konusu oldu.

Bergama Stereo’nun bir bölümünü içinde barındıran Bergama Stereotip, hem Büyük Bergama Sunağı’nın hem de yapıtın önceki versiyonunun mirasına işaret eden bir kalıntı işlevi üstleniyor. Cevdet Erek’in yapıtı, beyaz mermer kullanılarak inşa edilmiş antik sunağın yapısını soyutlayarak hoparlörler ve hoparlör kasaları da içeren bir ahşap konstrüksiyona dönüştürüyor; Gigantlar ile tanrılar arasındaki savaştan sahnelerin betimlendiği Büyük Friz’i, sergi mekânına farklı sesler yayan bir hoparlör frizi olarak yeniden yorumluyor. Bergama Stereotip, işitsel simetriye vurgu yapan “stereo” kelimesinin yerine, tekrar ve kalıplaşma düşüncesine işaret eden “stereotip” kavramına odaklanıyor. Yapıtın İstanbul’da aldığı Bergama Stereotip ismi, bir önceki versiyonun başlığını devam ettirip aynı zamanda ondan farklılaşarak eseri çevreleyen yorum katmanlarını yansıtıyor.

Bergama Stereotip, Bergama Stereo’da da olduğu gibi, sesi, mimariyi ve tarihselliği merkezine alıyor. Büyük Bergama Sunağı’nda görsel unsurların üstlendiği işlevi, Erek’in bu yapıtında sesli/işitsel unsurlar yerine getiriyor. Sesin yolculuğu, aynı zamanda sunağın tarihsel serüvenini açığa çıkarıyor. Bir sesi değiştirerek, gecikmeyle geri gönderen ve sesin kaynağından uzak bir yerde duyulmasına dayanan “yankı” fenomeninde olduğu gibi, sesin Bergama Stereotip’teki yolculuğu da zaman ve mekân olarak uzak olanın duyulabilmesine olanak tanıyor. Bergama Stereotip’te gezinen izleyicinin hareketleri sonucunda farklı kombinasyonlarla işitilen sesler, her tekrar eyleminin bir başkalaşmayı da içerdiğini, değişim ve yenilik imkânının tam da bu başkalaşmada yattığını hatırlatıyor. Bergama Stereotip, şimdinin geçmişe bakıp onu baştan ele aldığı, dinlenebilir, bakılabilir, üzerinde yürünebilir ve hatta ritimleriyle dans edilebilir bir yapıya dönüşüyor.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.